| Analiz: Yönetimde Neler Oluyor? - 1 | |
|
|
Merhabalar Milanistalar! Bu yazımızda uzun zamandır hepimizin bildiği fakat duymak istemediği, köşe bucak kaçtığı bazı gerçekleri ortaya koyacağız. Sonuçta gerçeklerden kaçılmaz...
Bildiğiniz gibi ekibimiz, bir son dakika hamlesi yaparak Inter'in Brezilyalı oyuncusu Amantino Mancini'yi resmen renklerine bağladı. Ancak bizim konumuz bu olmayacak. Bu konu sevgili Ambro 23'ün makalesinde detaylı olarak incelendi. Bizim konumuz ise yönetimimizin bu transferden sonra yaptığı, birbiriyle dehşet verici düzeyde çelişen açıklamalar.
''Mancini transferinden çok memnunum.'' ve ''Mancini transferine bir anlam veremedim. Bizim oyun kurucuya değil bitirici bir oyuncuya ihtiyacımız vardı. '' sözlerini okuyan birisi, herhalde ilk önce iki Milanlı taraftarla, sokakta basit bir röportaj yapıldığını düşünecektir. Fakat hiç de öyle değil. İlk cümlenin sahibi asbaşkanımız Adriano Galliani iken, ikinci cümlenin sahibi başkanımız Silvio Berlusconi. Profesyonel kulüplerde, asbaşkan, menajer gibi yetkililer transfer çalışmalarını başkanın vekaletiyle sürdürür ve bu çalışmalar için başkandan onay alır. Bu, en basit futbol simülasyonu oyunlarında bile böyledir. Fakat anladığımız kadarıyla bizim kulüpte işler biraz daha farklı yürüyor. Bir başkan düşünün ki kendi asbaşkanının yaptığı transferi beğenmesin. Asbaşkan, bu transferin öncesinde ve sonrasında başkana danışıp onay almıyor mu? Evet, alıyor ve asıl bomba da burada patlıyor. ''Bu görüşlerimi Adriano'ya da ilettim.'' diyor Silvio Berlusconi. İnsan düşünüyor, bir asbaşkan nasıl olur da kendi başkanının sözünü dinlemez. Bu durumun söz dinlemekle değil ya hiyerarşi ile ya da doğru şık olan, sorunlarla ilgisi vardır. Kulüpte belli bir hiyerarşi vardır. Bu hiyerarşiyi göz önünde bulundurarak, Berlusconi'nin siyasi gezilerinden dolayı Galliani'ye tam yetki verdiğini düşünelim. Eğer böyle düşünürsek durum daha vahim olur. Bu durumda Galliani, Berlusconi'nin yokluğundan faydalanarak hemen transfer yapayım dedi. Ancak ikisinin de 5 yaşında çocuklar olmadığını göz önüne alarak bu ihtimali es geçiyoruz. Demek ki asıl konumuz yönetimin içindeki sorunlar ve anlaşmazlıklar. Şu an bu anlaşmazlıklar basit, ufak tefek olaylar gibi gözükse de rakiplerimiz hızlı bir şekilde büyürken, bizim böyle komik durumlara düşmemiz çok manidar oluyor. Ayrıca yönetimin, Leonardo'nun istediği oyuncular yerine başka oyuncular transfer etmeye çalışması da kötü bir durum.İleride yapılacak transferlerde olacak anlaşmazlıklar bize zaman ve para kaybı olarak geri dönecektir. Kulübün borçları var, fakat rakiplerimizin de var. Galliani, vergi sisteminden şikayet ediyor. Bizim başkanımız aynı zamanda İtalya'nın başbakanı değil mi? Meclise bir öneri sunmak çok mu zor? Bu tip bahaneler de bu durumu izah edemez. İşin kısası yönetimde çok büyük bir anlaşmazlık, zayıflık var. Daha da kötüsü, yönetim bu anlaşmazlıkları basına da yansıtıyor. Yönetimin acilen kendine gelmesi, silkinmesi gerek. Dünyanın en iyi kulübü biz isek yönetimin böyle saçma işler yapmaması gerekiyor. Yönetim ise adeta bu anlaşmazlıkları saklamak için sürekli Ronaldinho çok iyi, Beckham'ı aldık gibi açıklamalar yapıyor. Bunun amacı taraftarın gözünde pembe bir tablo oluşturmaktır. Bu durum da hemen Leonardo'ya yüklenmeden önce yönetimi gözden geçirmemiz gerektiğini ortaya koyuyor. Yönetimdeki bu zaafiyetler düzelirse ve bizi zamanında başarıdan başarıya taşıyan Berlusconi, yeniden futbolla ilgilenmeye başlarsa o zaman bizi kimse tutamayacaktır. Olmazsa ne mi olacak? Ne siz sorun ne de ben söyleyeyim.. |

