|

Merhabalar sevgili renkdaşlar ve Rossoneri takipçileri,
İçinden geçtiğimiz haftanın en önemli konusu şüphesiz bizler için ekibimiz AC Milan'ın Şampiyonlar Liginde gruptan çıkarak yoluna devam etmesiydi. Zorlu bir gruptaydık. Geçen yılki sevimsiz UEFA günlerinden hatırladığımız FC Zurich küçük takım psikolojisi ile hareket ederek büyüklere çelme takarak gündeme gelmeye çalıştı. Gruptan çıkamayacaklarını kendileri de biliyordu ancak amaçları Real'e bir kaç gol atmak, mümkünse Milan'ı çıkartmamak ve bu şekilde prim yapmaktı. Her turnuvada bu tarz tabiri caizse "kahraman" takımlar olur, bize de Zurich denk gelmişti. İlk maçtaki yenilgiyi uzun uzun analiz etmeye aslında gerek yoktu, çok kötü bir dönemden geçiyorduk, ekibimiz tam olarak oturmamıştı ve taşlar yerine oturana kadar ki sancılar içerisinde Zurich'le karşılaşıp sahamızda mağlup olmuştuk. O günlerde değil Zurich'in mesela Turkcell Super Lig'inden Bursaspor, Kayserispor tarzında bir takımın dahi bizi yenmesi sürpriz olmazdı.
Ancak 2 ayda köprünün altından çok sular aktı. Sakatlarımız iyileşti, formsuzlarımız formlarını buldular, takımda çok yönlü bir dinamizm oluştu, bunun meyvesi hemen skorlara yansıdı. An itibarı ile İtalya'nın en istikrarlı ekibi konumundayız. Yenilgi görmediğimiz gibi beraberliklere üzülür durumdayız. Aslında olması gerektiği gibi, yani bizim bildiğimiz, öğrendiğimiz, izlediğimiz AC Milan gibi işler gitmeye başlamış durumda. Kazanma bilinci ve ne olursa olsun yenilmemek. Bu iki temel yaklaşım takımdaki oyuncularımızın taşıdıkları formanın ağırlığı ile birleşince zaten istendik formül ortaya çıkmakta.
Haftanın bir diğer önemli olayı ise Juventus'un Şampiyonlar Liginden ağır bir şekilde elenmesi oldu. Sahasında Bayern Munich'e 1-4 mağlup oldular. Aslında Juventus'un elenmesinden ziyade alınan skor geniş kesimleri şaşırtıp rahatsız etti. Yakıştıramadılar bu skoru henüz 4 gün önce lig lideri Inter'i yenen Juventus'a. Karşılaşma sonrasında İtalyan basınında endişe ve acabalar vardı. Ve sözü Adriano Galliani aldı... Şu dönem İtalyan futbolunun çıkarları gereği mutlaka Inter'in desteklenmesi ve gruptan çıkmasının önemli olduğunu açıkladı. Juventus ve hocası için de gerçekten üzüldüğünü dile getirdi. Adriano Galliani'nin bu çıkışına popülist bir tarz diyerek eleştirenler şüphesiz olacaktır. Ve ya ilkel fanatisizme sürüklenmiş pek çok kişi "haydi oradan" diyecektir. Ancak burada önceki basın açıklamalarındaki çelişkili ve camiayı uyuşturucu tarzını unutmayarak, tüm çekincemizle birlikte bu açıklamanın doğru olduğunu düşünmekteyiz. Galliani başından bu yana Inter konusunda veya diğer büyük rakibimiz Juventus konusunda alaycı, yıkıcı, kompleksli bir tarz izlememiş, izlememeye özen göstermiştir. Galliani kulüpler birliği başkanlığı yapmış, yıllarca Serie A'nın çıkarlarını her platformda savunmaya çalışmıştır. Bu esnada Inter başkanı Moratti kısır çekişmelerle ve eline geçen her fırsatta camiamıza karşı aşağılık kompleksini kusmaktan geri kalmazken Galliani büyük bir olgunlukla sürece yukarıdan bakabilmiş, olguları nesnel olarak ortaya koymuştur. İspanya'daki vergi sisteminin avantajlarını, İngiltere'deki stad ve sponsorluk gelirlerinin artılarını doğru tespit etmiş, bu açılımları yapabilmek için İtalya'da bazı şeylerin değişmesi gerektiğini her seferinde vurgulamıştır. Mesele ben kalayım diğerleri batsın değildir çünkü. Bu lig Milan'ı ile, Juventus'u ile, Inter'i ile hep beraber kalkınacak ve özlenen hegamonik günlerine geri dönecektir. Bu konudaki her türlü kısır çekişme ve tartışma mutlaka bir kenara bırakılmalıdır. Öncelik İtalyan futbolunun ulusal çıkarları olarak doğru bir şekilde ortaya konulmalıdır.
Inter camiası kompleksli bir başkanı, uyumsuz ve sağa sola sataşmaktan haz alan bir teknik direktörü ile şu an İtalyan futboluna zarar vermektedirler.
Herkesin gerekli sağ duyuyu göstermesi zorunludur.
Herkese iyi haftalar...
 |