AC Milan 21-28 Şubat Dönemi Maç Analizleri
Erk Kılavuz tarafından yazıldı.    Çarşamba, 03 Mart 2010 04:02   

Merhabalar,

Kopuyoruz dediğimiz yarışa, ardı ardına alınan 3 galibiyet ile tekrar ortak olmuş bulunuyoruz. Bu dönem “kuzen” Inter’in seri puan kayıplarının önemi de büyük.

Olaylar bittiğinde anlaşılacak türden bir dönem bizimki.

—Inter aynı Inter. Mantık sabit. Ligde puan farkını açtıktan sonra 3 hafta tökezle.

—Milan aynı Milan. Ligde puan farkı açılınca rakip 22 kişi olsa dahi yen.

Inter’in güçlenen yüzü oldu tabii ki.

Mesela Inter son 4 yıldır Şampiyonlar Liginde gruptan çıktıktan sonra gol atamazdı. Hem de hiç. Bu sene attılar. Chelsea maçındaki istek ve azimleri CL yi de düşündüklerini ortaya koydu. Tabi bu öyle isteyenin olacak bir kulvar olmadı. Tecrübe önplana çıkıyor. Inter CL ve ligi aynı anda götürmekte zorlanacak gibi.

Milan ise Bari-Fiorentina ve Atalanta’yı mağlup etti.

Bari ve Fiorentina dirençli takımlardı. Defans anlamında birçok Serie A ekibinden güçlüler.

Öncelikle Bari’yi defansif ve oyun kurgusu az olsa da golleri güzel bir futbol ile devirdik.

Fiorentina’yı ise, geriye düşsek dahi sabrederek ve oyundan düşmeyerek son 15 te bulduğumuz fırsatlarla geçtik.

Fiorentina zaten bu konularda şanssız bir ekip. Büyük takımlara sözü geçmez.

Büyük takımlara karşı her zaman güzel futbol sergilerler ancak tutunmayı beceremezler. Juve, Inter ve Milan maçlarını izleyin, hiç olmadı skorlarına bakın. Oynadığımız son maçı tenzih ederek söyleyeceğim ki, ya haksız bir penaltı ile kaybederler, ya penaltıları verilmez ve yedikleri golü telafi edemezler. Son çeyrekte devrilirler genellikle.

Leonardo bunu farketmişmiydi. Hafta içi maçı ve takımı yormak istemezsiniz. Defansif bir kurgu ve 75 ten sonra gelen goller. Hiç mantıksız değil. Üstelik “kazanan her zaman haklıdır.”

Atalanta’yı ise 3 golle geçtik. Attığımız goller büyük oranda R’dinho’nun yetenekleri ile ilgili. Bir penaltı kaçırdı. Ancak bilinçli olduğunu varsayıyorum. Bu hafta Borriello’ya asist yapamamış olacaktı atsa. Penaltı kaleciden sekti, top Borri’ye geldi ve gol oldu.

Bonera 2 maç boyunca sol kanatta oynadı. Ümit Özat’tan hallice de değildi. Koşuları isabetliydi. Fakat topu ayağına alıp saklayamadıktan, sağ ayağa geçirmeden orta yapamadıktan sonra verimli olmuyor. Sol beke geçtiği son hafta nispeten cazip bir oyunu vardı. Koşular konusunda gelişiyor kendisi. Defans konusunda da gelişmesini bekliyorum.

R’dinho’nun işlemesi için bindiren bir sol bek şart olduğunu öğrendik. Bek gelmediği pozisyonlarda çabalar nafile.

Gattuso, Bari ve Fiorentina maçında çok istekli gözüküyordu. Baskısı hırçınlığı eski günleri estirdi. Flamini’de oyuna dahil olduğunda oyunu açabilmek adına büyük işler yapıyor. İtalyan defansif ortasahasının defansif özelliklerini, hücumcu İngiliz ortasahasına uyarladı. Bu meziyet Scholes’ta var gibi gibi.

Milan’ın bu 3 maçta ortaya koyduğu asıl mevzu ise şudur.

İhtiyacı olan karşılaşmayı kazanabilmek. Bunu söylemek için çok erken olabilir. Bir yandan da takımın bu yapıya doğru ilerlediğini görmezden gelemeyiz. Geçen sene oynanan bir Fiorentina maçı 1–0 geri dönebilirmiydi. Kolay kolay değil. Yahut bu dirençte bir Bari karşısına mutlak 3 puan için çıkabilirmiydik?

Son 3 maçı kazanmamız gerekiyordu ve yaptık. Sırada Roma maçı var. Marco Motta’nın koruduğu sağ kanadı R’dinho epey hırpalar.

Inter ise cezalı ve sakat oyuncularının kederini tutarken Genoa’da puan veya puanlar kaybetmemeye çalışsın.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy